Makaleler

Mustafa Hakan Gömügen

Çoğumuzun hayatının vazgeçilmez bir parçası olan teknolojik makineler, gerek tercihen gerek de zorunluluktan dolayı artık vücutlarımızın da bir parçası haline gelmekte. İnsan ve makinelerin; estetik kaygılarla hazırlanmış antik bir göz protezinden, renklerin "duyulmasını" sağlayan modern bir "renk anteni"ne uzanan bu birleşim hikayesi ilginizi çekiyorsa, bu yazıyı okumak isteyebilirsiniz...

Doğa Koçum

Rüyalar bizim için kapalı bir kutu. Hepimiz rüya görüyoruz ve deneyimliyoruz ama beynimiz neden rüya görmemize sebep oluyor? Eğer rüyaların doğasını, onların zihnimiz ve vücudumuz üzerindeki işlevlerini merak ediyorsanız, bu yazı sizi keşiflerle dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Aslıhan Berber

CRISPR gibi bir teknoloji uygulanmaya ve gelişmeye başladıktan sonra ardında uçsuz bucaksız bir geleceğe ve imkanlara açılan bir kapı bırakıyor. Peki mümkün olduğu sürece, insanlar henüz embriyo halindeyken HIV virüsünden kurtarılmış çocukları için neden daha fazlasını istemesinler?

Yazar: Deborah M. Gordon, Çeviren: Dora Akbulut

Aynı bir beyin gibi, karınca kolonileri de merkezi bir kontrolden yoksun bir şekilde işler. Her ikisi de birimlerinin basit kimyasal etkileşimlerinin sonucu olarak genel davranışlarını sergiler, bu beynimizde nöronlarla, kolonilerdeyse karıncalarla olur. İnsanlar bir şeyleri hatırlamak için beyinlerini kullanırlar. Peki ya karınca kolonileri de bunu yapabilir mi?

Zeynep Tandoğan

Zeynep Tandoğan bu makalede yapay zeka teknolojisinin insanlık açısından getirebileceği tehlikeleri değerlendiriyor.

N. David Mermin

Yakında özet eklenecek...

Emrah Kalemci

En basit tanımıyla kara delikler yüzeyinden ışığın bile kaçamadığı yerçekimi kuvvetine sahip nesneler. Genelde tüm özelliklerini anlatmak için Einstein’ın genel görelilik kuramına ihtiyacımız olsa da, basit özelliklerini anlamak için liseden bildiğimiz Newton kanunları yeterli. Kara deliklerde madde o kadar küçük bir alana hapsediliyor ki, yüzeyinden kaçmak için gereken hız, ışık hızını (saniyede 300,000 km) geçiyor. Sonuç olarak ışık dahi kara delikten kaçamıyor, bükülerek yüzeye geri dönüyor.

Emrah Kalemci

Astronomi gözleme dayalı bir bilim ve uzayın derinliklerinde parlayan kaynakları gözlemenin tek yolu ise onlardan gelen ‘ışığı’ incelemek. Bir astronom için ışıma, genelolarak insanların gözünün görebildiği ışımadan daha geniş bir anlama sahip.

Selim Çetiner

Felsefeciler arasında 20. yüzyılın ortalarında gittikçe popülerleşen postmodernci yaklaşımın bilim insanlarının dikkatini pek çekmediğini söylemek yanlış olmaz. GDO tartışmalarındaki postmodernist yaklaşımın bilim adamları üzerinde yarattığı şaşkınlık ise henüz yeni dillendirilmeye başlandı. Ama, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan kimi çevrelerin postmodernist felsefecileri tanıyor olmaları bile çok zor.